Sait Faik Abasıyanık-Seçme Hikâyeler

[5]
Sait Faik Abasıyanık-Seçme Hikâyeler

Yazar: Sait Faik Abasıyanık
Sayfa Sayısı: 123
Toplam Hikâye Sayısı: 20

Yorumlar:
           
           İyi bir edebiyatçı, iyi bir okur olabilmek için bence en iyi isimlerden biridir Sait Faik Abasıyanık. Okuyamadığım kitapları da var hâlâ. İnsan yaşamından, insanı irdeleyen bir kalem. Tavsiye ediyorum. [1]


 

3.67
[2]


Sait Faik Abasıyanık

23 Kasim 1906’da Adapazarı’nda dünyaya geldi. İstanbul Erkek Lisesi’nin sonuncu sınıfında iken Bursa Lisesi’ne geçti, buradan mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde bir süre eğitim gördü. Ekonomi ögrenimi için İsviçre’ye gitti. Kısa süre kaldı ve Fransa’ya geçti. 3 yıl Fransa’da yaşadı. Yurda döndükten sonra ticaretle uğraştı. Bir süre Halıcıoğlu Ermeni Yetim Mektebi’nde Türkçe grup dersleri ögretmenliği yapti. Hikâyeleriyle tanındı. Yaşamını Şişli’de Bulgar Çarşısı’ndaki apartman ve Burgaz Ada’daki köşklerinde annesi ile geçirdi. Evlenmedi, ölümünden sonra Burgaz Ada’daki evi müze hâline getirildi. 11 Mayıs 1954’te sirozdan öldü. Annesi, ölümünden sonra "Sait Faik Hikaye Ödülü"nü oluşturdu. Olayı temel alan geleneksel öykü kalıplarını yıkarak Türk öykücülüğünde yeni yollar açtı. Şiirsel bir anlatım, gerçeği çeşitli durumlarıyla görünür kılan bir gözlem ve izlenim gücüyle kendisinden sonraki öykücülere önderlik etti. Çağdaş edebiyata katkılarından dolayı Amerika’daki Uluslararasi Mark Twain Derneği’nin onur üyeliğine seçildi.[3]

Eserlerinden bazıları:

Semaver (1936), Sarnıç (1939), Şahmerdan (1940), Medar-ı Maişet Motoru (Roman-1944), Lüzumsuz Adam (1948), Mahalle Kahvesi (1950), Havada Bulut (1951), Kumpanya (1951), Havuzbaşı (1952), Son Kuşlar (1952), Kayıp Aranıyor (Roman - 1953), Şimdi Sevişme Vakti (Şiir-1953), Alemdağ'da Var Bir Yılan (1954), Az Şekerli (1954), Tüneldeki Çocuk (Öyküler/ röportajlar- 1955), Mahkeme Kapısı (Adliye röportajları-1956), Balıkçının Ölümü/ Yaşasın Edebiyat (1977), Açıkhava Oteli/ Konuşmalar - Mektuplar (1980), Müthiş Bir Tren (1981), Sevgiliye Mektuplar (1987), Bitmemiş Senfoni (1989) [4]


Kısa Kısa Hikayeler
Dülger Balığının Ölümü

Sait Faik, bu hikayesinde sadece bir balık olan dülgerin ölüm sırasında ve sonrasındaki hareketlerini gözlemleyip betimlemiştir. Çok basit bir konu olarak görünse de Sait Faik’in
Betimlemeleri, hayalinizde o balığın çırpınışlarını, rengini, güneş batarkenki manzarayı gerçekten canladırarak hikayeyi somut bir forma sokmuş. Durum hikayelerine gerçekten güzel bir örnek olan hikayede daha önce hiç dülger balığı görmemiş olan ben bile balık hakkında yadsınamayacak bilgiler edindim öyle ki nerdeyse tam şekliyle kafamda canlandı. Kısa fakat güzel betimlemelerle dolu öyküyü mutlaka okuyun derim.

Stelyanos Hrisopulos Gemisi

Kitaptaki diğer hikayelere nispeten daha uzun olan Stelyanos Hrisopulos Gemisi, Stelyanos Hrisopulos adlı yaşlı bir balıkçı ve torunu Trifon’u anlatmaktadır. Trifon’un annesini yitirdikten sonraki hâli ve dedesinin ona hep destek çıkması, Trifon’un küçük ama usta bir gemicinin elinden çıkmış gibi olan gemileri, çocukların Trifon’u dışlaması, maddî zorluklar ve daha birçok konu öyküde gayet sade ve samimî şekilde anlatılmış. Ayrıca kitabın sonundaki “Stelyanos Hrisopulos Gemisi”nin batışı da çok iyi tasvir edilmiş, hikaye klasik hikayelerin aksine “Stelyanos Hrisopulos Gemisi’ni batırdılar” cümlesiyle başlangıçtaki sadeliğini koruyarak bitirilmiştir. Dönemin şartlarını çok güzel betimleyen ve Sait Faik’in çok sevdiğim öykülerinden olan Stelyanos Hrisopulos Gemisi, okunmaya değer başarılı bir eserdir.



Sivriada Geceleri

Sait Faik’in bu hikayesinde bir balıkçı çırağının Kalafat denen ustayla ve diğer çırakla olan diyalogları ve genel balıkçı hayatı konu alınmıştır. Kalafatın balık avlama derdi, Sivriada’daki kuşların yumurtalarını toplama, balık yemi hazırlama, her gün bir sonraki güne canlı çıkabilmek için üç balıkçının gösterdiği çaba gayet güzel anlatılmıştır. Hikayemizi anlatan çırağın ruhunda bir yazarlık olduğu martının ölüşünü betimlemesinden anlaşılmıştır. Hikayede rutin bir gün anlatılmış, akşam saatlerinden yatma zamanına kadar olan zaman dilimi betimlermelerle, diyaloglarla, halkın içinden bir dille anlatılmıştır. Gece olup da balıkçılar uykuya dalınca acemi ve yazar ruhlu şairin Kalafat’ı sırf bir geminin geçişini izlemesi için uyandırmasıyla ve Kalafat’ın ona “Sen sahiden kaçıkmışsın”demesiyle hikayenin birinci kısmı biter.

Sivriada Sabahı

Sivriada Geceleri hikayesinin ikinci kısmı olan bu hikaye genç anlatıcımızın geç uyanmasıyla ve Kalafat’ı sinirlendirmesiyle başlar, balıkçılarımızın hayatlarını kazanmak için bir günün sabahını nasıl didinerek geçirdiğini anlatarak sürer gider. Hikayenin çoğunda balık avlama, tavşan yakalama, yumurta toplama sahneleri anlatılır ve karakterler bize daha çok açıklanır. Sait Faik’ten beklendiği gibi gayet sade ve akıcı bir anlatımla hikaye süsten ve gözterişten uzak bir şekilde anlatıcımızın uykuya dalmasıyla biter.

Fındık

Yaz gelmesiyle birlikte sokak köpeklerinin çoğalmasını ve onları öldürmek üzere yolan düşen zehircilerden birinin Fındık’la olan hikayesini anlatmıştır Sait Faik. Çoğu zaman köpekleri yakalayıp 1,5 papeli almak kolayken Fındık için aynısı geçerli değildir. Zehircini elinden kaçmayı başaran Fındık, zehircinin kesinlikle yakalanacklar listesine girmiştir. Zehirci onu yakalamak için türlü yollar denemiş ama hiçbirinde başarılı olamamıştır. En sonunda zehirli bir köfteyle köpeği kandırmayı denemiş fakat köpek onu kötü bellediği için onun elinden köfteyi yememiştir. Zehirci bir gün dolaşırken çöpçüyle Fındık’ın arasının çok iyi olduğunu görmüş ve çöpçüyü zehirli köfteyi Fındık’a vermeye zorlamıştır aksi takdirde onu kasabadan sürmekle tehdit etmiştir. Çöpçü köfteyi tam da Fındık yiyyecekken denize fırlatmış ve zehirci tarafından karnına ağır bir tekme yemiştir. İnsanların içindeki iyilik ve çıkar duygularının çatışmasını, iki tip insanın birbiriyle çatışmasını “bir köpeğin değersiz hayatı”nı kurtarmak üzere yapılan fedakârlığı çok güzel ve duygulu anlatmış Sait Faik.

Kaynakça
1) http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=97550

1 yorum:

  1. Trifon karakterinin denize ve gemilere olan aşkı, dedesiyle hayata tutunuşu, Stelyanos'un torununa olan bağlılığı ve onu mutlu etmek için harcadığı çaba okunmaya değer. Sevdiklerini kaybetmenin acısıyla iyice birbirine bağlanan bu dede-torun ikilisi, hikayeyi etkileyici bir hale sokmuş..

    YanıtlaSil